İçindekiler

I. GENEL OLARAK MİRASÇILIK

İnsanın yaşamı ölüm ile son bulduğunda; kişilik hakları, kurduğu hukuksal ilişkiler ve edindiği malvarlığı da sona ermektedir. İnsanın ölümü ile sağlığında sahip olduğu intikale elverişli malvarlığı ile hak ve borçlarının kimlere geçeceği ve hukuksal ilişkilerinin ne olacağı hususları da medeni hukuk kapsamındaki miras hukukunun konusunu teşkil etmektedir.

Tüzel kişilerin ölümünden söz edilemeyeceğinden, tüzel kişiliğin son bulması hallerinde, tasfiye hükümleri devreye girmekte ve gerçek kişilerin dışında kalan tüzel kişiliğin son bulması hallerinde miras hukuku kuralları işlememektedir.

Miras” adı altında değerlendirilen olgu, ancak gerçek kişinin ölümü ile ortaya çıkmaktadır. Ölüm tabii bir olay olduğu kadar miras hukuku bakımından da hukuki boyutu bulunan bir gerçekliktir. Miras hukukunun mirasçılık belgesine ilişkin ve terekenin paylaştırılmasına yönelik kurallarının işlemeye başlaması, ölümün gerçekleştiği andan itibaren  söz konusu olmaktadır.

4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un, “Geçmişe Etkili Olmama Kuralı” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; “Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukuki sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemesinin bulunmasına ve yine aynı Kanun’un “Mirasçılık Ve Mirasın Geçişi” başlığını taşıyan 17’nci maddesinde de; “Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.” düzenlemesi yer aldığından; MİRASBIRAKANIN ÖLÜMÜNÜN GERÇEKLEŞTİĞİ TARİHTE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN MİRAS HUKUKU KURALLARI UYGULANMAK SURETİYLE MİRASÇILARI VE BU MİRASÇILARIN TEREKEDEN ALACAKLARI PAYLARININ BELİRLENMESİ GEREKMEKTEDİR.

Ergin veya küçük, fiil ehliyeti tam olsun veya fiil ehliyeti tam olmasın, evli veya bekar, kadın veya erkek her gerçek kişinin ölümü anından itibaren miras söz konusu olmakta ve miras hukuku kuralları işlemeye başlamaktadır. Ölen gerçek kişinin miras hukuku kapsamındaki isimlendirilmesi “mirasbırakan” şeklinde yapılmaktadır. Türk miras hukukunda sahipsiz miras, mirasçısız tereke bulunmamaktadır.

II. MİRAS HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI

a. MİRASBIRAKAN (MURİS): Ölen gerçek kişinin miras hukukundaki nitelendirilmesi bu isim altında yapılmaktadır. Ölüm anına kadar sahibi bulunduğu mal, hak ve borçlarının ölümden sonra akıbeti düzenlenen kişi “mirasbırakan”dır.

b. MİRASÇI (VARİS): Mirasbırakanın ölümü ile terekesindeki mal ve hakları edinecek kişi ya da kişilere “mirasçı” denilmektedir. Kanunda belirlenen şekliyle yasal mirasçılar gerçek kişilerden ve Devlet’ten oluşmakla birlikte, mirasbırakan ölüme bağlı bir tasarruf ile tüzel kişi yada tüzel kişileri de mirasçıları arasına dahil edebilir.

“Yasal mirasçılık,” miras bırakanın vasiyetname ile veya miras sözleşmesi ile  bir kişiyi mirasçı atamaması halinde, kanunda düzenlenen mirasçılıktır. Yasal mirasçılar sadece gerçek kişilerdir. Tüzel kişiler yasal mirasçı olamazlar, Bu kuralın tek istisnası Devlet’tir.

c. ATANMIŞ MİRASÇILIK: Atanmış mirasçılık, miras bırakan tarafından ölüme bağlı tasarrufla öngörülen mirasçılıktır.

d. TEREKE: Ölen kişinin mirasçılarına bıraktığı  intikale elverişli  malvarlığıdır. Mirasçılara intikal eden,  miras bırakanın  sağlığında sahip olduğu   malvarlığına (hak ve borçlarına ) ölümünden sonra  “tereke” denir.

e. ALTSOY: Mirasbırakanın soyundan (sulbünden) gelen kişilerdir. Mirasbırakanın çocukları, çocuklarının çocukları (torunları), torunlarının çocukları ve ilanihaye devam eden füruna “altsoy” denilmektedir.

f. ÜSTSOY: Mirasbırakanın soyundan (sulbünden) geldiği kişilerdir. Mirasbırakanın anası – babası, büyük anası – büyük babası ve (kimi zaman da) büyük anası ile  büyük babasının ana ve babaları “üstsoy”u oluşturmaktadır.

g. HALEFİYET (YERİNE GEÇME): Miras bırakandan önce ölen veya mirasçı olmayan, olamayan  kök başlarının yerini  onların altsoyunun almasıdır. Halefiyet prensibi kök başının ölmesi halinde söz konusudur.

h. KÜLLİ HALEFİYET:  Mirasbırakanın ölümüyle birlikte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın mirasın, kendiliğinden ve tamamının mirasçılarına geçmesidir.

III. YASAL MİRASÇILIĞIN DAYANAKLARI

a. KAN BAĞI: Türk Medeni Kanunu kan bağı bakımından mirasbırakana en yakın olan kişi ya da kişileri, yasal mirasçıları onun terekesine sahip olma bakımından ayırdığı zümreleri kendi içinde sıralayarak, önde gelen zümreyi daha sonra gelen zümre ve zümrelere nazaran terekeye sahip olmada ve mirası iktisap etmede öncelik tanımıştır. Kan bağı, mirasbırakana kan hısımlığı sebebiyle bağlı olmayı ifade etmektedir.

TMK. md.17, “Hısımlık” başlığını taşımakta ve I’inci fıkrasında; “Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirlerine bağlayan doğum sayısı ile belli olur.” II’nci fıkrasında ise; “Biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı, biri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelen kişiler arasında yansoy hısımlığı vardır.” hükmünü içermektedir. Hısımlık, yukarıda aktarılan maddede ve bu maddeyi takip eden 18’inci maddede düzenlenmiş olmakla birlikte tanımlaması yapılmamıştır.

b. EVLİLİK BAĞI: Mirasbırakana kan bağı ile bağlı mirasçılar mevcut olsun ya da olmasın, Yasakoyucu mirasbırakanın evlilik akdi ile kurulmuş bir evliliğinin olması halinde, yeni bir mirasçı daha belirlemiştir ki bu da mirasbırakanın eşidir.

Mirasbırakanın ölümü anında devam eden bir evlilik var ise, geride kalan eş, ölen eşinin mirasında yasa gereği olarak hak sahibidir ve yasal mirasçısıdır.

c. EVLATLIK BAĞI: Yöntemine uygun olarak kurulmuş bir evlatlık ilişkisinin devam ettiği sırada, evlat edinilen kişinin, evlat edinenin ölmesi durumunda, diğer bir anlatımla mirasbırakanın evlatlık edinen olması halinde; evlatlığın, terekeden birinci zümredeki yasal mirasçılar gibi ve bunlarla eşit pay alması Türk hukuk sisteminde kabul edilmiş bulunmaktadır.

Ancak evlat edinen ve hısımları, evlatlığa mirasçı olamaz.

d. UYRUKLUK BAĞI: Bir mirasbırakanın, altsoy ve üstsoyundan “yasal mirasçısı” bulunmaz, ayrıca “atanmış mirasçısı” ve “ölüme bağlı bir tasarrufu” da söz konusu değilse Türk Medeni Kanunu’nun 501’inci maddesi gereğince, “Devlet”, mirasbırakanın ve dolayısıyla terekenin son halefi ve mirasçısıdır.

IV. MİRASÇILIK BELGESİ

Mirasbırakanın yasal mirasçılarının kim veya kimler olduğunu, terekenin pay olarak neden ibaret bulunduğunu ve mirasçıların paylarını gösteren aynı zamanda da aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belgedir.

TMK. md.598’de; “Yasal mirasçı” oldukları belirlenenlere mirasçılık belgesi verileceği hüküm altına alınmıştır.

Miras bırakanın ölüm tarihinde uygulanmakta olan miras hukuku kurallarının belirlenmesi, mirasçıların ve miras paylarının bu kurallara göre saptanıp – dağıtılması hususu önem arz etmektedir.

Mirasçılık belgesinde, miras bırakanın kim olduğu, ana ve baba isimleri, doğum ve ölüm tarihleri, mirasçıların ad ve soyadları, TC. kimlik numaraları, terekenin tamamının kaç paydan ibaret olduğu, mirasçıların payları ayrı ayrı ve ondalıklı sayı içermeden net rakamlarla belirtilmeli, mirasçılardan evlenenlerin önceki ve yeni soyadları yer almalıdır.

Mirasbırakanın ölüm tarihi ile mirasçılık belgesinin tanzim edilmesi için yapılan başvuru tarihine kadar geçen süre içinde meydana gelen nüfus hareketlerinin tamamı göz önünde tutulmalıdır. Mirasbırakanın ölüm tarihinden sonra mirasçıları bakımından meydana gelen evlilik, boşanma, ölüm ve doğum gibi olaylar göz önünde tutulmalıdır. Mirasbırakanın mirası paylaştırılırken, ölü mirasçıya pay verilmemelidir. Mirasbırakandan sonra ölen mirasçının bulunması halinde; bu mirasçının kurallara göre iktisap ettiği veya etmesi gerektiği payın da; meydana gelen nüfus hareketleri sonrasında ortaya çıkan halef mirasçı veya halef mirasçılarının tesbiti yapılarak, ölen mirasçının payını halef mirasçıların ne oranda iktisap edecekleri saptanarak, daima sağ olan mirasçılara ulaşarak, mirasbırakanın terekesi bu şekilde dağıtıma tabi tutulmalıdır.

31.3.2011 gün ve 6217 sayılı Kanun ile Noterlik Kanunu’nun 71’inci maddesinden sonra gelmek üzere, 71/A maddesi ilave edilmiş, ilave edilen bu madde ile sulh hakimleri yanında noterlere de mirasçılık belgesi düzenleme yetkisi verilmiştir. Sözü edilen Kanun’un 19’uncu maddesinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sulh mahkemesince” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya noterlikçe” ibaresi eklenmiştir. Bu şekilde yasal mirasçılar dilerse sulh hukuk mahkemesinden, dilerse noterden mirasçılık belgesi alabilecektir. Mirasçılık belgesi talep eden mirasçının belirtilen konuda seçimlik hakkı bulunmaktadır.

Kendileri mirasçı atananlar ya da vasiyet alacaklıları Türk Medeni Kanunu’nun 598’inci maddesinin 2’nci maddesine dayanarak, mirasçılık belgesi istemeleri halinde, noterlerin mirasçılık belgesi düzenlememeleri gerekmektedir. “Yasal mirasçı” olmayan bu kişilerin, mirasçılık belgesi tanzim edilmesi yolundaki talepleri, sulh hukuk mahkemeleri tarafından yerine getirilecektir.

Yasal mirasçılardan birinin başvurusu üzerine noter veya noterlik dairesinde kendisine imza yetkisi verilmiş hukuk fakültesi mezunu görevli yada noter stajyeri tarafından mirasçılık belgesi düzenlenecektir. Noterlik Kanunu’nun 71/B maddesinin 2’nci fıkrasında ifade edildiği gibi noter işlemi kendisi yapacaktır. Ancak noterlik dairesinde hukuk fakültesi mezunu görevli mevcut ve kendisine bu konuda imza yetkisi de verilmiş ise noter yanında bu kişide mirasçılık belgesi yapabilecektir. Yasal mirasçı olduğunu ileri süren kişinin başvurusunu alan noter ya da yukarıda belirtilen özelliğe sahip görevli, başvurudan itibaren, mirasçılık belgesinin tamamlanmasına kadar “işlemde bütünlük kuralı” gereğince, süreci kendisinin yürütüp bitirmesi gerekecektir.

Yasal mirasçı bir dilekçe ile ya da sözlü olarak notere başvurabilir. İster yazılı olsun ister sözlü yapılsın başvuruyu alan noterin, konu ile ilgili bir tutanak düzenlemesi zorunludur. İlgiliden, kimden mirasçılık belgesi istediği açıklattırılarak, istemin özü tespit edilmelidir. Tutanak başvuruda bulunan ilgili ve noter tarafından birlikte imza altına alınmalıdır. Noterlik Kanunu’nun 71/B maddesinin 1’inci fıkrasına göre; başvuruda bulunanda mevcut olan ve mirasçılık belgesinin düzenlenmesine yardımcı olacak belge örnekleri de alınabilir. Başvuran ilgilinin nüfus kayıt örneği de yol göstermesi bakımından evraka eklenebilir.

V. NOTERLERİN MİRASÇILIK BELGESİ VEREMEYECEĞİ HALLER

1.Mirasçılık belgesini isteyen mirasbırakanın yasal mirasçısı değil ise,

2.Miras bırakan aile nüfus kayıtlarında; “SAĞ” görünüyor ise,

3.Mirasbırakan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 04.10.1926 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce, yani 03.10.1926 tarihinde ve bu tarihten önce ölmüş ise,

4.Türk vatandaşlığından çıkan, çıkarılan ve çifte vatandaş olan kişiler tarafından veya kısaca yabancı uyruklu kişi tarafından mirasçılık belgesinin talep edilmesi ve mirasçılar arasında bir yabancı uyruklunun bulunması halinde,

5.Yabancı uyruklu mirasbırakanın mirasçılık belgesinin talep edilmesi durumunda,

6.Genel olarak mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı gerektirdiği hallerde,

7.Mirasbırakanın ve/veya yasal mirasçılarının bir ya da birkaçının ölüm tarihinin aynı tarih olması halinde,

8.Gerek mirasbırakanın, gerekse mirasçıların bir ya da birkaçının gaip kişilerden olduğunun anlaşılması durumunda,

9.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda veya Kuruma bağlı kuruluşlarda bakılmakta iken mirasçı bırakmaksızın vefat eden kimsenin mirasçılık belgesinin istenmesi halinde,

10.Mirasbırakanın 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun bazı maddelerinin değiştirilmesine dair 3678 sayılı Kanun’un 23.11.1990 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce ölmesi ve sağ kalan eşin bulunması ve sağ kalan eşin halen yaşamakta olması durumunda,

11.Vasiyetname, vasiyetten rücu, mirastan feragat, mirasçılıktan çıkarma gibi ölüme bağlı tasarrufların,  mirasbırakanın nüfus kaydına işlenmiş olması ve bu durumun tesbit edilmesi halinde,

12.Mirasbırakanın 29.03.1988 tarihinden önce vefat etmesi ve gayri sahih nesepli çocuğunun bulunduğunun belirlenmesi halinde,

13.Gerek mirasçıların, gerekse mirasçı paylarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi ve tanık dinlenmesi gerektiren durumlarda,

14.Aile nüfus kayıtlarının yeterli olmaması durumunda,

15.Mirasbırakanın mirasçıları arasında evlatlık bulunması halinde,

16.Mirasbırakanın veya mirasçılardan birinin alacaklılarının gerek mahkemeden gerekse icra müdürlüklerinden elde edecekleri yetki belgesine dayalı olarak (Devlet’in mirasçı olması söz konusu olduğunda Hazine vekili ya da temsilcisi hariç olmak üzere) mirasçılık belgesi talep etmeleri halinde, noterler tarafından mirasçılık belgesi verilmemesi gerekmektedir.    

VI. KAN HISIMLARININ MİRASÇILIĞININ BELİRLENMESİNDE ZÜMRE (Parantel Veya Derece) SİSTEMİ

ŞEKİL – 1

Bir ortak asıl ile onun soyundan gelen alt soylarının tümünün oluşturdukları hısımlık topluluğuna miras hukukunda zümre denilmektedir. Zümre sisteminde soy ve soylar dikkate alınmaktadır. Bu sistemde mirasçılar, kan bağı bakımından mirasbırakana yakınlık derecelerine göre zümrelere ayrılıp sıralanmaktadır. Bu nedenle zümre sistemine, zaman zaman “derece sistemi” veya “parantel sistemi” de denilmektedir.

Mirasbırakanın birinci dereceden yasal mirasçıları; birinci zümrede bulunmaktadır. Bunlar mirasbırakanın altsoyudur.

Mirasbırakanın ikinci dereceden yasal mirasçıları ikinci zümreyi teşkil etmektedir. Bunlar mirasbırakanın ana ve babası ile bunların da ölmüş olmaları halinde bunların altsoyudur.

Mirasbırakanın üçüncü dereceden yasal mirasçıları, üçüncü zümreyi oluşturur. Bunlar mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ile bunların ölmüş olması halinde de altsoylarıdır.

Mirasbırakanın dördüncü dereceden yasal mirasçıları ise; dördüncü zümreyi teşkil etmektedir ki bunlar da; mirasbırakanın büyük anaları ve büyük babalarının ana ve babaları ile bunların ölmüş olmaları halinde altsoylarından oluşmaktadır.

Her zümrenin başında yer alan mirasçı, “zümre başı”dır. Aynı zamanda bu mirasçı, “kök mirasçı” olarak da adlandırılmaktadır.

VII. ZÜMRE SİSTEMİNİN İLKELERİ

1. Kök İçiçinde Halefiyet Prensibi: Bu prensibe göre; miras bırakandan önce ölen veya mirasçı olmayan, olamayan  kök başlarının yerini  onların altsoyunun almasıdır. Halefiyet prensibi kök başının ölmesi halinde işlemeye başlayacaktır.

Zümre başı varken bunun alt soyu mirastan pay alamaz. Birinci zümrede mirasbırakanın çocuğu varsa torunu mirasçı olamaz. Yine ikinci zümrede mirasbırakanın baba ve annesi varsa bunların çocukları (mirasbırakanın kardeşleri) mirasçı olamazlar. Üçüncü zümrede de büyük anne ve büyük baba varken bunların çocukları yani miras bırakanın teyze, dayı, amca ve halası mirasçı olamazlar.

ÖRNEK: (M) öldüğünde, geride sağ olarak (A), (B) ve (C) isimli çocukları ile çocuklarından (B)’nin de (Z) isimli çocuğu kaldığında, (M)’nin terekesini (A), (B) ve (C) isimli mirasçıları eşit paylarla iktisap edecektir. Mirasçılardan (B) sağ olduğu müddetçe (z) isimli torun, dedesi (M)’nin terekesinden pay alamayacaktır.

image004_zoom50

2. Eşitlik Prensibi: Bir zümreye düşen miras, daima  kök başları arasında eşit paylaştırılır. Ancak kök başlarından biri ölmüşse, ölenin altsoyu kök başının yerini alır.

ÖRNEK: (M) öldüğünde, geride sağ olarak (A) ve (B) isimli çocukları ile kendisinden sonra ölen (C) isimli çocuğunun çocukları olan (Z), (L) ve (K) isimli torunları kalmıştır. Ölü ve sağ olduklarına bakılmaksızın tüm çocuklar kök başı olup, 9 pay kabul edilen terekeden her üç çocuk da eşit olarak 3/9’ar pay alacaktır.ancak kökbaşı çocuklardan (C) öldüğü için buna isabet eden pay kendi altsoyunda yer alan ve mirasbırakanın torunları olan (Z), (L) ve (K) arasında yine eşit olarak paylaştırıldığında da torunların her biri 1/9’ ar pay alacaktır.

image006

3. Yakın Zümre Varken Uzak Zümre Mirasçı Olamaz: Birinci zümrede mirasçı varken, ikinci zümre mirasçı olamaz. Mirasbırakanın alt soyu varken, anne ve babası mirasçı olamaz. Önde olan zümrede mirasçı mevcut ise sonra gelen zümredeki kan hısımları mirasçı olamaz. Birinci zümrede mirasçı mevcut ise ikinci zümredeki mirasçılar mirasbırakanın terekesinden pay alamazlar. Diğer bir anlatımla; ölen kişinin altsoyunda çocuk ve/veya torunları mevcut iken anne ve babası yasal mirasçılardan olmalarına rağmen, ölen kişinin terekesinden pay alamazlar.

ÖRNEK     : (M) öldüğünde, geride sağ olarak (A), (B), (C), (D) ve (E) isimli çocukları ile (F) isimli babası ve (G) isimli annesi  kaldığında, (M)’nin terekesini (A), (B), (C), (D) ve (E) mirasçıları eşit paylarla iktisap edecektir. Nitekim (M)’nin ölümü sırasında (F) isimli babası ve (G) isimli annesi  sağ olmalarına rağmen, Kanun’un belirlediği şekli ile ikinci zümre yasal mirasçı durumunda olmaları ve  birinci zümrenin (mirasbırakanın çocukları) yasal mirasçı olarak mevcut bulunması nedeniyle, mirasbırakan (M)’nin terekesinden anne ve babası pay alamayacaktır. (M)’nin mirasçılık belgesinde yasal mirasçı olarak, eşit paylarla (A), (B), (C), (D) ve (E) isimli çocukları gösterilecektir.

image008_zoom50

4. Üstsoyların Mirasçılığında Zümre İçindeki Kollardan Birinde Mirasçı Yoksa, Mirasın Tamamı Diğer Koldaki Mirasçılara Ait Olur: İkinci ve daha sonraki zümreler ana tarafı ve baba tarafı olarak kollara ayrılmaktadır. Bu kol sayısı ikinci zümrede iki, üçüncü zümrede dört ve dördüncü zümrede de sekiz kola ayrılmaktadır. Mirasbırakanın ana veya baba kolundakilerden birinin mirasbırakandan önce ölmüş ve onun da altsoyu bulunmamakta ise mirasın tamamı diğer tarafa geçmektedir. Aynı kural her ikili ana ve baba kollarında olmak üzere üçüncü ve dördüncü zümre mirasçıları arasında da uygulanır.

image010_zoom50

ÖRNEK: Altsoy bırakmadan ölen (M)’nin kardeşi yoksa ve babası (B)’nin de kendisinden önce ölmüş olması ve sadece (A) isimli annesinin geride kalmış olması durumunda, terekeden baba koluna gitmesi gereken pay, babanın da altsoyu bulunmadığından ana tarafına geçmekte ve (A) tek mirasçı olarak terekenin tamamını almaktadır.

5. Yarım Kan Hısımlar Sadece Mirasbırakan İle Ortak Asıldan Miras Payı Alır: Yarım kan hısımları ile tam kan hısımları arasında Kanunumuzda farklı düzenleme yapılmamış olmakla birlikte, zümre içi halefiyet kuralının uygulanması sonucunda tam kan hısımları ile yarım kan hısımları bir birinden farklı miras payları iktisap ederler.

ÖRNEK: Altsoyun bulunmadığı ve ana babanın da mirasbırakandan (M)’den önce öldüğünde ve (M)’nin ana baba bir kardeşi (K) ile ana bir kardeşi (Ü) geride kalmış ise; (M)’nin ana baba bir kardeşi (K), ikinci zümrenin kök başı olan baba kolunun tek altsoyu olduğundan babanın miras payının tamamını ve ananın miras payının da yarısını halefiyet yoluyla alacak, (M)’nin ana bir kardeşi (Ü) ise; ikinci zümrenin diğer kök başı olan ana kolundan gelen altsoyda iki kişi bulunduğundan ananın miras payının yarısını halefiyet yoluyla kazanabilecektir.

image012_zoom50

6. Mirasbırakan İle Birden Fazla Hısımlık Bağı Olanlar, Her Hısımlık Bağı İçin Ayrı Ayrı Miras Payı Alır: Mirasbırakanın altsoyundaki mirasçılarının birbirleri ile evlenmeleri ve bu evlilikten doğan kişi veya kişiler mevcut iken, evlenenlerin de ölmüş olması durumunda  her kök başından gelen pay nedeniyle aynı kişi veya kişilerin ayrı ayrı miras payı alması veya almaları mümkündür.

image014_zoom50

ÖRNEK: Mirasbırakan (M)’nin kendisinden önce ölen (A) isimli oğlu ile (B) isimli kızı bulunmaktadır. (A) isimli oğlunun (J) ve (S) isimli  kızları, (B) isimli kızının da (Ö) isimli oğlu ile (R) isimli kızı bulunduğu halde, (A)’nın (J) isimli kızı ile (B)’nin (Ö) isimli oğlu evlenmiş olsalar, bu evlilikten de (F) isimli çocukları olduktan sonra (J) ve (Ö), mirasbırakan (M)’den önce ölmüş ise; (Ff) hem (F) isimli kök başından hem de (B) isimli kök başından halefiyet yoluyla ayrı ayrı pay alacaktır. Bu durumda da ayrı ayrı alınıp toplanan payı anne ve babasının kardeşlerinin payından büyük olacaktır.  

7. Kayın (Sıhri) Hısımların Halefiyet Yoluyla Mirasçı Olabilmeleri Mümkün Değildir: Zümre içi halefiyet yoluyla ancak kan hısımları mirasçı olabildiğinden, hem mirasbırakanın kendi kayın hısımları, hem de altsoy veya üstsoyda yer alan kan hısımlarının kayın hısımları mirasbırakana mirasçı olamazlar.

image016_zoom50

ÖRNEK: Mirasbırakan (M)’nin kendisinden önce ölen (A) isimli oğlunun eşi (G) ile (B) isimli kızının kocası (D)’nin mirasbırakan (M)’nin terekesinden halefiyet yoluyla mirasçı olmaları ve terekeden pay almaları olanaklı bulunmamaktadır. Mirasbırakan (M)’nin oğlu (A)’nın karısı (G)’nin ve kızı (B)’nin kocası (D)’nin tereketen pay alması hem (A)’nın, hem de (B)’nin mirasbırakan (M)’den “sonra” ölmüş olmaları halinde söz konusu olabilecektir ki; bu pay almaları halefiyet gereği olmayıp, mirasbırakan (M)’den kan bağı ve halefiyet prensibi gereğince gelen miras paylarını iktisap ettikten sonra evli olarak ölmüş olmaları nedeniyle olabilecektir.

Kayın hısımlarının mirasçılığı sadece mirasbırakanın kan hısımlarının mirasbırakandan “sonra” ölmüş olması halinde halefiyet yoluyla değil, kan hısımlarının geride kalan sağ eşi olmaları hasebiyle mümkün olmaktadır.

VIII. YASAL MİRASÇI ZÜMRELERİ İLE İLGİLİ DÖNEMLER

Bir dönem yürürlükte kalan ve daha sonra değiştirilen ve kaldırılan ya da halen yürürlükte bulunan kanun hükümleri bakımından, aşağıda açıklanacak dönemler önem arz etmektedir. Hangi dönemdeki kurala göre mirasbırakanın mirasçılarını ve bu mirasçıların paylarını belirlememiz gerektiği hususunu; “mirasbırakanın ölüm tarihi”ne göre belirlemek yasal zorunluluktur.

Mirasbırakanın ölüm tarihi, belirtilen dönemlerin hangisinin içinde kalmakta ise, mirasçıların ve miras paylarının o dönemde yürürlükte bulunan kurallara göre belirlenmesi gerekmektedir.

1. 01.01.2002 TARİHİNDEN İTİBAREN UYGULANAN VE HALEN GEÇERLİ OLAN KURALLAR DÖNEMİ (SON DÖNEM)

01.01.2002 tarihinde ve bu tarihten sonra ölen mirasbırakanlara ait mirasçılık belgesi tanzim edilirken uygulanacak kurallardır.

A. Birinci Zümre Mirasçılığı (TMK. Md:495/1, 2 ve 3)

Birinci derece mirasçılar mirasbırakanın altsoyudur. Ancak TMK. Md:295’de; evlilik dışı doğmuş çocukların  baba yönünden mirasçı olabilmesi için tanıma veya hakim hükmüyle soy bağının kurulmuş olması şartı getirilmiştir. TMK. Md.498’de ise; “Evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya babalık hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.” denilmektedir. Dolayısıyla tanınan ve babalık hükmü ile kurulmuş soybağı kapsamında kalan çocuklar da evlilik içinde doğmuş çocuklar gibi aynı miras payını alırlar.

Çocuklar eşit derecede mirasçıdır. Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocuklarının yerini  her derecede halefiyet yoluyla  kendi altsoyları alır.

B. İkinci Zümre Mirasçılığı (TMK. Md:496/1, 2 ve 3)

Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan  ana ve babanın yerlerini, her derecede  halefiyet yoluyla  kendi altsoyları alır. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde bütün miras diğer tarafa kalır.

ÖRNEK: Çocuksuz ve bekar olarak ölen  M’nin, babasının kendisinden önce öldüğü, annesinin hayatta olduğu saptanmıştır. Bu durumda mirasın tamamını annesi alacaktır.

image018_zoom50

C. Üçüncü Zümre Mirasçılığı (TMK. Md:497/1,2,3,4)

TMK. Md.497’ ne göre: İlk iki zümrede mirasçı yoksa miras bırakanın büyük ana ve babaları  mirasçıdır. Miras bırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve babaların yerini, her derecede  halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.

Üçüncü zümre mirasçılıkta, her  ana babanın bir ana babası  olduğuna göre iki büyük ana, iki büyük  baba, yani dört zümre başı vardır. Bunlar, mirası kendi aralarında eşit paylaşırlar. Bunlardan birinin mirasçılığına bir engel çıkarsa, buna ait hisse kendi altsoyuna intikal edecektir. Bir taraftaki büyük ana büyük babanın mirasçılığına bir engel çıkarsa, onun hissesi  aynı taraftaki diğer mirasçılara geçer. Ancak bir tarafta hiç mirasçı yoksa, miras diğer tarafa intikal eder.

image020_zoom50

image022_zoom50

D. Sağ Eşin Mirasçılığı (TMK. Md:499)

Sağ kalan eş birlikte bulunduğu zümreye göre; mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı  olur,

a- Sağ Eşin Birinci Zümre İle Mirasçılığı: Mirasbırakanın  altsoyu ile birlikte olursa mirasın 1/4’nü,

b- Sağ Eşin İkinci Zümre İle Mirasçılığı: Mirasbırakanın ana ve babası  zümresiyle  birlikte olursa mirasın 1/2’sini,

c- Sağ Eşin Üçüncü Zümre İle Mirasçılığı: Mirasbırakanın  büyük ana veya babaları ve onların çocuklarıyla birlikte mirasçı olursa mirasın 3/4’ünü alır, bunlar da yoksa mirasın tamamını sağ eş alır.

Sağ eş, üçüncü zümre ile birlikte  mirasçı olursa büyük ana ve büyük babaları ve/veya onların çocukları amca, dayı, hala ve teyze ile birlikte mirasçı olacaklardır, buradaki halefiyet amca, dayı, hala ve teyze ile sınırlı olup, bunların altsoyuna ve devamına gitmeyecektir. (TMK. Md:497/4)

E. Yarım Kan Hısımlarının Mirasçılığı

Yarım kan hısım, miras bırakanla ortak olan asıllarının zümresinden pay alır, üvey ana veya üvey babadan miras payı alamaz.Yarım kan hısımlığı her zümrede bulunabilir.

ÖRNEK: Miras bırakan (M) çocuksuz ölmüş, annesi (A) ve babası (B) kendinden önce ölmüşlerdir. (M)’nin  anne baba bir kardeşleri (C) ve (D) ile anne bir kardeşi (E), baba bir kardeşleri (F) ve (G) kalmışlardır. Miras, önce (A) ile (B) arasında ikiye bölünecek, (A) ve (B) 1/2’şer pay alacaklardır. Ortak asıl olan (A)’nın 1/2 payı kendi çocukları (E), (C) ve (D) arasında üçe bölünecek ve her biri 1/6’şar pay sahibi olacaklardır. B’nin 1/2 payı dört çocuğu (C), (D), (F) ve (G) arasında 1/8 er olarak paylaşılacaktır. (C) ve (D)’ye hem (A)’dan hem de (B)’den pay geldiği için her birinin payı sonuçta 7/24’er olacaktır. Sonuç olarak; (M)’nin mirası 24 pay kabul edilecek, (C)’ye 7 pay, (D)’ye 7 pay, (E)’ye 4 pay, (F)’ye 3 pay ve (G)’ye de 3 pay verilecektir.

image024_zoom50

ÖRNEK: (M) altsoy bırakmadan ölmüştür. Ana ve babası kendisinden önce ölmüşlerdir. Ana bir, baba ayrı kardeşi (K) kalmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mirasın ana bir kardeşe kalması gerektiğini, ana bir kardeş varken üçüncü zümreye miras gitmeyeceğine karar vermiştir.

image026_zoom50

2.  23.11.1990 – 31.12.2001 TARİHLERİ ARASINDA GEÇERLİ OLAN KURALLAR DÖNEMİ (ORTA DÖNEM)

23.11.1990 tarihinde ve bu tarihten sonra, 31.12.2001 (bu tarih dahil) tarihine kadar ölmüş bulunan mirasbırakanlara ait mirasçılık belgesi tanzim edilirken uygulanacak kurallardır.

A. Birinci, İkinci, Üçüncü ve Zümre Mirasçılıkları (743 sayılı TKM. Md:439, 440, 441/1, değişik 2, )

3678 sayılı Kanun’un miras hukuku bakımından 23.11.1990 tarihinden itibaren meydana gelen ölüm olaylarında getirdiği en önemli değişiklik, sağ eşin mirasçılığıyla ilgilidir. 3678 sayılı Kanun ile sağ eşin intifa hakkı kaldırılmıştır. Ayrıca 3678 sayılı Kanun, mirasçı zümrelerinden birinci, ikinci, üçünczümrede yer alan yasal mirasçılar bakımından herhangi bir değişiklik getirmemiş, yalnız mirasbırakanın eşinin sağ olması halinde; amca, dayı, hala ve teyze ile bunların altsoyuna miras gitmez kuralını getirmiştir.

Sağ kalan eşin bulunmaması halinde bu üç zümrenin mirasçılarının durumu aynıdır. 3678 sayılı Kanun, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 442’nci maddesini yürürlükten kaldırarak, dördüncü zümrenin uygulamasını ve pay almasını tamamen kaldırmıştır. O halde 23.11.1990 tarihinden itibaren meydana gelen ölüm olaylarında dördüncü zümreden ve intifa hakkından söz edilmeyecektir. Bunun sonucu olarak ilk üç zümrede mirasçı bulunmuyorsa ve sağ eş de yoksa  terekenin tamamı Devlet’e geçecektir.

B. Sağ Eşin Mirasçılığı (3678 sayılı Kanun ile değişik 743 sayılı TKM. Md:444)

3678 sayılı Kanun’un miras hukuku bakımından 23.11.1990  tarihinden itibaren meydana gelen ölüm olaylarında  getirdiği en önemli  değişiklik sağ kalan eşin mirasçılığıyla ilgilidir.

a. Sağ Eşin Birinci Zümre İle Mirasçılığı: Bu durumda; sağ kalan eşin miras hakkı 1/4’tür. İntifa hakkı kaldırılmıştır. Geriye kalan 3/4 pay mirasbırakanın çocuklarına eşit olarak paylaşılacaktır.

b. Sağ Eşin İkinci Zümre İle Mirasçılığı: Bu durumda sağ kalan eş  terekede mirasın yarısına (yani 1/2’sine) sahip olacaktır. Geriye kalan 1/2 pay baba ve ana arasında eşit olarak paylaşılacaktır.

c. Sağ Eşin Üçüncü Zümre İle Mirasçılığı: Mirasbırakanın  büyük ana ve büyük babalarının mevcut olması halinde sağ kalan eş terekenin 3/4’ünü alacaktır. Geriye kalan 1/4 pay büyük baba ve analar arasında eşit olarak paylaşılacaktır. Büyük analar ve büyük babalar olmadığı takdirde bunların altsoyuna miras gitmeyecek ve terekenin tamamı sağ eşe kalacaktır.

3678 sayılı Kanun’un getirdiği bu değişiklikle; sağ kalan eşin bulunması halinde,  üçüncü zümreden sadece ana ve babaların mirasçı olmasıdır. Buna göre; sağ kalan eş mevcut ise büyük ana ve babaların herhangi birinin ölmüş olması halinde bunların  altsoyu olan ve mirasbırakanın amca, dayı, hala ve teyzesine miras gitmeyecek ve üçüncü zümrenin kök başlarının altsoyunun mirasçılığı söz konusu olamayacaktır.

3. 04.10.1926 – 23.11.1990 TARİHLERİ ARASINDA GEÇERLİ OLAN KURALLAR DÖNEMİ (İLK DÖNEM)

04.10.1926 tarihinde ve bu tarihten sonra, 22.11.1990 (bu tarih dahil) tarihine kadar ölmüş bulunan mirasbırakanlara ait mirasçılık belgesi tanzim edilirken uygulanacak kurallardır.

A. Birinci Zümre Mirasçılığı (743 sayılı TKM. Md:439)

Mirasbırakanın altsoyu birinci zümreyi oluşturmaktadır. Altsoyun mirasçılığı, kök içinde halefiyet esası bakımından sınırlandırılmamıştır.

Mirasçılığın dayanağı sulb esası  olduğundan,  üveylik  mirasçılığa izin vermez. Bir kimse anasının ikinci kocasından veya babasının ikinci karısından miras alamaz.

TKM. Md:241’e göre; evlilik mevcut iken veya evliğin bitmesinden itibaren üçyüz gün içerisinde doğan çocuk sahih nesepli çocuktur. Yine aynı Kanun’un 247’nci maddesine göre; evlilik dışı doğup, anne ve babası sonradan evlenen çocuklar sahih neseplidir. Hâkim hükmü ile nesebi düzeltilen çocuklar da sahih nesepli çocuk sayılır.

Ayrıca idari yoldan yapılan nesep tashihleri de bu kapsamdadır. Ülkemizde 1943, 1945, 195, 1956, ve l981 yıllarında çıkarılan ve af kanunu olarak da anılan, özel kanunların kapsamına giren çocuklarda evlilik içinde doğmuş sahih nesepli çocuklar gibidir. Butlanı hüküm altına alınan bir evlilikten doğan çocuklar da sahih nesepli sayılırlar.Sahih nesepli çocuklar eşit olarak mirasçı olurlar.

Mirasbırakının birden fazla resmi evliliği varsa bunlardan olan çocuklar da eşit miras hakkına sahiptirler.

B. İkinci Zümre Mirasçılığı (743 sayılı TKM. Md:440)

Altsoyu bulunmayan  miras bırakanın ikinci zümre yasal mirasçıları, ana babası ve onların altsoyudur. Bu zümrenin mirasçıları ana, baba, kardeşler, yeğenler ve onların çocukları, torunları ve devamıdır.

Bu zümre içinde iki taraf ve iki parentel  bulunmaktadır. Ana paranteli, baba paranteli. Bu paranteller de köklere ve alt köklere ayrılır. Anne ve baba paranteli eşit şekilde mirasçıdır. Yani tereke iki kısma ayrılarak  ana ve baba tarafına gidecektir. Ana ve baba muristen önce ölmüşlerse kök içinde halefiyet prensibi gereğince  bunların altsoyu yani kardeşler ve yeğenler, onların çocukları mirasçı olurlar. Bir kimsenin ana bir baba ayrı kardeşleri de kendi köklerinin başında olan kimseye halef olurlar. Miras hisseleri ona göre belirlenir.

C. Üçüncü Zümre Mirasçılığı (743 sayılı TKM. Md:441)

Füruu, baba ve anası ve bunların füruu bulunmaksızın vefat eden kimsenin mirasçısı büyük ana ve büyük babasıdır.

ÖRNEK: Mirasbırakandan geriye anne annesi, dayısı, teyzesi ile babaannesi, amcası, halasının oğlu kalmış, bunların miras payı şu şekildedir. (AA) 4/16, (BA) 4/16, (D), (A) ve (T) 2/16’şar ve (HO) ile (HK) da 1/16’şar pay ayacaklardır.

image028_zoom50

D. Dördüncü Zümre Mirasçılığı (743 sayılı TKM. Md:442)

Miras bırakanın büyük dayı, büyük teyze, büyük hala ve büyük amcalarına sadece intifa hakkı tanımıştır. Bu ata parantelinin sayısı sekiz olduğundan, her birinin intifa hakkı terekenin 1/8’ini kapsar.

E. Sağ Eşin Mirasçılığı (743 sayılı TKM. Md:444)

Sağ eş için, birinci zümre ile birlikte mirasçı olması halinde mülkiyet ve intifa hakkından oluşan miras hakları bakımından seçim yapma ve dilediğini alabilme hakkı bulunmaktadır.

a. Sağ Eşin Birinci Zümre İle Mirasçılığı: Mirasçılık belgesinin talep ve tanzim edildiği tarihte sağ eş halen yaşamakta ise noterler tarafından sağ eşin seçimlik hakkı yönünden değerlendirme yapılamayacağından (sağ eşin seçimlik hakkı söz konusu olduğundan, bizzat başvuruda bulunsa dahi beyanının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, bizzat başvurmadığında ise seçimlik hakkını kullanması için tebligat da çıkarılamayacağından) yargılamayı gerektiren bu durumdaki talepler yerine getirilmeyecektir. Başvuruda bulunan sulh hukuk mahkemesine yönlendirilecektir.

Ancak mirasbırakanın ölümü anında geride kalan sağ eş, sonradan mirasçılık belgesinin talep edildiği tarihe kadar ölmüş ise seçimlik hakkı kullanması söz konusu olamayacağından, artık mülkiyet hakkı söz konusu olacağından, bu durumda noterler, seçimlik hakkın kullanılmasının artık söz konusu olmaması nedeniyle, mirasbırakandan sonra ölen eşin payının yargılamayı gerektiren niteliği son bulduğundan mirasçılık belgesini tanzim edebileceklerdir.

b. Sağ Eşin İkinci Zümre İle Mirasçılığı: Sağ eş terekenin 1/4’nün mülkiyet hakkına  ve yarısının da intifa hakkına birlikte sahip olur. Bu zümre ile birlikte bulunan sağ eş için seçimlik hak söz konusu değildir.

c. Sağ Eşin Üçüncü Zümre İle Mirasçılığı: Sağ eş mirasbırakanının büyük ana  büyük babalar zümresi ile bir arada bulunması halinde, sağ eş terekenin yarısının mülkiyet hakkıyla birlikte 1/4’ünün de intifa hakkını alır.

d. Sağ Eşin Dördüncü Zümre İle Mirasçılığı: Sağ eş, terekenin tamamının  mülkiyet hakkını alır, dördüncü zümrenin ise 1/8 oranında intifa hakkı vardır.

Kaynak:  ANKARA NOTER ODASI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir