YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

E. 2010/2-642 K. 2010/690 T. 22.12.2010

DAVA: Taraflar arasındaki “tenkis” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda. Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.7.2008 gün ve 1993/447 E.. 2008/221 K. sayılı kararın incelenmesinin davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 8.2.2010 gün ve 2008/20618 E., 2010/2049 K. sayılı ilamı ile;

(… Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 S.K. md.17)

Medeni Kanunun 507. maddesinde murisin hangi sağlar arası tasarrufları hakkında tenkis istenebileceği açıklanmıştır. Bu maddenin 4. fıkrasındaki şartlar kesin bir biçimde ispatlanmadıkça murisin yaptığı ölünceye kadar bakma akitleri ivazlı tasarruflardan olup tenkisi istenemez. Toplanan delillerle davaya konu 2465. 2460.586. 647. 704. 2439 parseller yönünden Medeni Kanunun 507/4. maddesinde belirtilen şartların varlığı kanıtlanamadığından bu taşınmazlar hakkındaki isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde tenkise karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Öte yandan davaya konu 1673 parselin davalı Hilmi tarafından 10.6.1969 tarihinde tapulama suretiyle edinildiği ve davalı Hilmi’nin bu taşınmazı üçüncü kişilerden satın aldığı, ancak satış bedelinin muris tarafından ödendiği ispat edilmediği düşünülmeden 1673 parsel için tenkise hükmedilmesi, yine mirasbırakanın ölümünden önce 14.5.1966 tarihinde davalı Hilmi’ye bağışlanan 1335 parsel sayılı taşınmazın mal kaçırma kasdıyla bağışlandığı hususu da kanıtlanamadığı halde bu iki parsel yönünden tenkis kararı verilmesi de doğru değildir…),

Gerekçesiyle oyçokluğu ile bozulmasına, bozma nedenine göre sair yönlerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle üçüncü kişiden davalı Hilmi’nin satın aldığı 1673 parselin bedelinin muris tarafından davalıya hibe suretiyle ödendiği iddia edilmiş ve kural olarak bu tasarruf tenkis hükümlerine tabi ise de, bu bedelin muris tarafından karşılandığı ispatlanamadığından; davaya konu 1335 parselin de davalıya bağışlandığı iddia edilmiş ve bu taşınmazın öncesi senetsiz olup kural olarak tenkis hükümleri uygulanabilirse de, mahfuz hisseyi zedelemek kastı ile yapıldığı kanıtlanamadığından her iki parsel yönünden de davanın reddinin gerekmesine; sonuçta tenkis hesabında 1464-2250 ve 2251 parseller dikkate alınıp buna göre tenkisin koşullarının oluşup oluşmadığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yukarda belirtilen taşınmazların da tenkis hesabına katılmasının doğru bulunmamasına göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir