YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/20073 K. 2012/25719 T. 13.12.2012

DAVA: Dava dilekçesinde sözlü vasiyetin tenfizi ile 40.000 TL’nin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalıların mirasbırakanı K. B. ile 1978 yılında evlendiğini, birlikte Urla Güvendik Köyünde arsa satın alarak üzerine ev yaptırdıklarını, bu evin yapımı için gereken masrafların davacı tarafından karşılandığını, evin tapusunun K. B. üzerine yapıldığını, davalıların mirasbırakan ile 1987 yılında resmi olarak boşanmalarına rağmen evliliğin fiilen devam ettiğini, bu süreçte de davalıların mirasbırakanı ile birlikte İzmir Narlıdere’de ev aldıklarını, davacının bu evin alımı sırasında da parasal katkıda bulunduğunu, ayrıca davalıların murisinin evlenmeden önce aldığı İzmir Üçkuyular’daki dairenin ipotek bedelinin de davacı tarafından ödendiğini, davalıların murisinin 2010 yılında vefat etmeden önce Çeşmealtında’ki evi davacıya sözlü vasiyet ettiğini, ayrıca davacının murisin hastane masrafları cenaze ve defin giderlerini karşıladığını, bu nedenlerle muris tarafından yapılan sözlü vasiyet uyarınca Çeşmealtında ki taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline, bu istem kabul edilmediği takdirde davacının yukarıda belirtilen taşınmazlara yaptığı parasal katkıların tahsili ile davalıların murisinin rahatsızlığı nedeniyle yapılan tedavi masrafları ile cenaze ve defin giderleri olmak üzere fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 40.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.

Davalılar cevabında; davanın zamanaşımına uğradığını, sözlü vasiyetin yasanın aradığı şartlara uygun yapılmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Mahkemece; sözlü vasiyetnamenin ispatlanamadığı, diğer taşınmazlarla ilgili olarak yapılan masraflar yönünden ise, taşınmazların satın alındığı tarih itibariyle BK 60.maddesinde ki zamanaşımı süresinin dolduğu, tedavi, bakım için yapılan masrafların ise murisin sağlığında asilden istenilmesi gerekçeleriyle dava reddedilmiştir.

Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle,kanuni gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

Uyuşmazlık davacı ile davalıların mirasbırakanlarının fiilen birlikte yaşadıkları dönemde, ortak alındığı ileri sürülen taşınmazlar için yapılan faydalı, zorunlu giderler ile davalıların mirasbırakanın tedavi ve sonrasında yapılan defin ve cenaze giderlerinin tahsili talebine ilişkindir. Dosya kapsamına göre davacı ile davalıların mirasbırakanı resmi olarak boşanmış olsalar da, mirasbırakanın ölüm tarihine kadar birlikte yaşadıkları ve davalıların mirasbırakanın 9.6.2010 tarihinde öldüğü, eldeki davanın ise 30.12.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Şu durumda davada ki istem, davacı tarafından gerçekleştirilen harcamalar nedeniyle davalıların zenginleştiği olgusuna dayandığından zamanaşımının başlangıcı davalıların davaya konu taşınmazlarda mirasçı konumuna geldikleri diğer bir anlatımla davalıların mirasbırakanlarının öldüğü tarihtir. Buna göre sebepsiz zenginleşme davalarında uygulanan BK 66. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle yukarıda belirtilen talepler yönünden davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.

Diğer taraftan, davacı davalıların mirasbırakanları için yaptığı tedavi ve sonrasında oluşan ölüm olayı nedeniyle cenaze ve defin giderlerinin tahsilini istemektedir. MK’nın 507. maddesi gereğince mirasbırakanın cenaze giderleri terekenin pasifini oluşturmaktadır. Somut olayda davacı mirasçı konumunda olmadığından mirasbırakan için yapmış olduğu cenaze ve defin giderlerini terekeyi kabul eden mirasçılarından talep edebilir. Zira terekeyi kabul eden mirasçılar miras bırakanın borçlarından TMK 599/1.maddesi gereğince kişisel olarak sorumludurlar. Bu nedenle mahkemece cenaze ve defin giderlerine yönelik talebin ispatlanması halinde, bu alacak miktarının da hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu belirtilen taleplerin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir